bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan
rus escort istanbul escortları ataköy escort şirinevler escort ümraniye escort beylikdüzü escort
sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort
illegal bahis
porno indir porno hd sex türkçe porno türbanlı porno


Dr. Mehmet Naci Karaörs


Facebookta Paylaş









Tarih sahnesine çıktığı günden beri bu dünya, Türkleri bir Türlü kabul edemedi ve bu milletin soylu geçmişini ve ruhunda taşıdığı gücü bir türlü hazmedemedi.
Tarih: 29-10-2015 14:46:44 Güncelleme: 31-10-2015 23:34:00


Tarih sahnesine çıktığı günden beri bu dünya,

Türkleri bir Türlü kabul edemedi ve bu milletin asil soyunu ve gücünü bir türlü hazmedemedi.

Ve hala, Dünya bize hayat dersi, toplum düzeni dersi, vermeye devam ediyor. Nasıl Millet olabileceğimizi, Devletin nasıl yönetileceğini, Kanun nizam nedir, bir kabile gibi değil, bir Avrupalı gibi nasıl yaşayacağımızı öğretmeye çalışıyor.

Meğer Dünya'nın ne kadar önemsediği bir Ülkeymişiz !

Başta Avrupa Ülkeleri, Amerika, Uzakdoğu, Ortadoğu, Afrika, Asya bütün Dünya, Sanki Ülkede bir Darbe gerçekleştirilmiş, Dikta bir Rejim Yönetime el koymuş, İnsanlar özgürlüklerini yitirmiş çaresiz bir halde Dünya'dan medet bekliyormuş gibi, Dünya Türkiye'de basın Özgürlüğüne kilitlendi.

Bir Ülkede, Medya'nın Yasama yada Yürütme organlarıyla bir sorunu ortaya çıkmışsa, bu ülkede Adli yapı çalışıyor, Hukuk işliyor demektir. Bu durum, Tarafların haklılığını ispatlamaları için, yine yasal düzen içersinde bir hukukun işlemesini işletilmesini gerektirir.

İŞİD'in kelle koparması, Afrika'da terörist grupların insanları diri diri yakması, Amerika'da polislerin sebepsiz adam öldürmesi, Avrupa'da psikopatların Öğrencileri katletmesi, Türkistan'da Çinli Askerlerin Türkleri vahşice katletmesi, Asya'da Budistlerin Müslümanları hunharca öldürmesi,İsrail'in Gazze katliamı,Esad'ın varil bombaları herşey ama herşey unutuldu, bütün dünya Türkiye'de basın özgürlüğü yok diyerek ayağa kalktı.

Dünya'nın bizi bu kadar çok önemsendiğine biz de çok sevindik ! ancak;

Biz Afrika Ormanları yada Çöllerinde uygulanan kabile diktatörlüğü ile yönetilmiyoruz. Yeri geliyor Polisi tokatlıyor, yeri geliyor, Hastanelerde doktorları komaya sokuyor, Bakanlara Milletvekillerine saldırıyor,Hakimleri tehdit ediyor,Öğretmenleri Öğrencileri önünde dövüyoruz.Molotof kokteylleri kullanıyoruz.Belediyelerimizde Özyönetimler ilan ediyoruz. Barikatlar kazıyor, askerimizi Polisimizi kalleşçe tuzaklara düşürüp şehit ediyoruz. Ama hemen ardından Hukukun işlediğini Adaletin tecellisi için Devletimizin bir mücadele verdiğini görüyoruz.

Bizi bu kadar düşünen önemseyen bu ülkeler, herşeyi bir kenara bırakalım da, hadi pamuk ellerinizi cebinize atında Türkiye'de sayıları 3 milyona yaklaşan Suriyeli Mültecilere biraz yardım yapın. Bu sizin vijdanınızı çok daha rahatlatacak.Dersek ne olur...Olmaz bu Türkiye'nin dünyaya olumlu bir tablo ile görüntüsünü yansıtır.Bu olmaz. Ülke içinde Vatan hainleri, ülke dışında Türk ve Türkiye Düşmanları kalkınma rüzgarı yakalamış bu cennet Vatanı nasıl parçalarız, onu tek dişi kalmış Canavara nasıl yediririz bunun hesabı içindeler. 

Türkiye'nin dostu varmı ? Devletine Milletine en başta sahip çıkması gereken Özgürlüğün ne demek olduğunu herkezden çok daha iyi bilen Basınımız, Medya Kuruluşlarımız, Dört bir yandan kuşatılmış ve yok edilmek istenen Ülkemizi dost görünen bu düşmanlarına karşı tek vücut olması gerekirken hangi özgürlüğümüzü kaybettik.Kaybettiğsek neden kaybettik yada kaybettirildik. Türk olmayanlardan medet ummak yerine neden kendi ülkemizde adalet aramıyoruz,neden ülkemizi menfeatlerimiz uğruna dostumuz olmayanlara peşkeş çekiyoruz.

Basın Özgürlüğü, Adalete baş kaldırma değildir.

Basın Özgürlüğü, Devlete Meydan Okuma Değildir.

Basın Özgürlüğü, karşıt görüşe bir küstahlık veya tehdit savurma ayrıcalığı Değidir.

Basın Özgürlüğü, dostumuz olmayanlara vatanı satmak değildir.

Basın Özgürlüğü, bir ülke'nin varlığını tehdit edecek, ekonomik sosyal ve siyasi geleceğini riske atacak, kaos organizasyonları ile bir darbe zemini hazırlamak ve bu tür hesaplar ile ülkeyi ele geçirme planları yapmak hiç değildir.

Bu tür ihanet yapılanması içinde olduğu tespit edilen, bütün kişi ve kurumlar, Hangi yasama veya yürütme erki içinde yer alırlarsa alsınlar, kimliğini taşıdıkları devletlerine karşı sorumludurlar ve bu hareketlerinin gerçekleri yansıttığı yada bir iftiradan ibaret olduğunu ispatlamak zorundadırlar.

Bu zihniyeti taşıyan ihanet kurumları,organizasyon ve şebekeler, Dünya sahnesinde yaygara koparmakla bu ihanet yada iftira iddiasından aklanamazlar. Davasında haklı olduğunu iddia edenler, bunu kendi milletlerine kanıtlamakla yükümlüdürler.

Medya, Adalet yada Siyaset, Ekonomik yada Sosyal veya Kültürel hangi alanda, hangi Kurum yada Kuruluşun temsilcisi olursa olsunlar, haklarında mevcut bir iddianın gerçekleri yansıtıp yansıtmadığını, bir iftira olup olmadığını, Şu ana kadar, T.C. Devleti'nin aleyhinde yaygara koparan, yine bu dünya sahnesinde, kendilerini kanıtlamak varsa kaybedilmiş haklarını tekrar kazanmak ama bu milletin arasında başı dik, alnı açık yürümek zorundadırlar.


Yazının devamını okumak için lütfen üye girişi yapın



Bu yazı 11529 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
resmi ilanlar
YUKARI